Bu ritüel, “Sikis Gecesi” olarak anılmış ve nesilden nesile aktarılarak bir kutlamaya dönüşmüş. Her yılın en uzun gecesinde – kışın en koyu saatinde – köylüler bir araya gelir, rüzgârın taşıdığı eski şarkıları söyler, ateşin sıcaklığıyla içsel yolculuklarını tamamlarlar. a. Temizlenme ve Sırlı Çiçekler Sikis Gecesi’nden bir gün önce, köyün kadınları “Temizlenme Çiçeği” (Siyah çiçek) adlı nadir bir bitkiyi toplar. Çiçek, bir litre suya konularak akşam saatlerinde köy meydanının ortasına dökülür. Bu su, rüzgârın taşıdığı enerjiyi “süzer” ve gece boyunca içen herkesin düşüncelerini berraklaştırır.
Erkekler, büyük büyük dedelerinin anlattığı efsaneleri, kahramanlık hikâyelerini ve eski şarkı sözlerini hazırlar. Bu sözler, rüzgârla birlikte taşınacak ve “Sikis” adındaki bilgenin ruhu gibi kulaklara ulaşacaktır. Fredrikas-ta Sikis Geceleri
Ritüelin ortasında, bir ışık hüzmesi çemberin ortasındaki taş bir alçak çukura düşer. O çukur, Sikis’in eski bir hatırası olarak kabul edilir. Köylüler, çukurun içine bir taş koyar ve “Sikis’in adıyla” bir dilek tutar. Bu dilek, rüzgârla birlikte dağın zirvesine doğru yükselir ve oradan geri döner; böylece dilek, doğanın bir parçası olur. Bu ritüel, “Sikis Gecesi” olarak anılmış ve nesilden